Montaigne Seçmeler
1-) Durmanın kendisi bile daha ağır bir sallantıdan başka bir şey değildir
MONTAİGNE’ DEN SEÇMELER
2-) Acaba benliğim mi değişiyor, yoksa aynı konulan ayrı koşullara ve ayrı
bakımlara göre mi ele alıyorum?
3-) Her insanda, insanlığın bütün halleri vardır
4-) Olgun bir okuyucu çok kez başkasının yazdıklarında yazarın
düşünmediği güzellikler bulur, okuduklarına daha zengin anlamlar ve
renkler kazandırır.
5-) Başkalarının bilgisiyle bilgin olabilsek bile, ancak kendi aklımızla
akıllı olabiliriz
6-) Plinius'un dediği gibi, herkes kendisi için bir derstir elverir ki insan kendini yakından görmesini bilsin.
7-) Kusur korkusuyla suç işliyoruz. (Horatius)
8-) fazla kaçırılan şeyler hep iyi şeylerdir.
9-) çünkü iyi tarafımız da bütün günahlardan arınmış değildir.
10-) Yaptığımız işler kendimizden çok rastlantıların eseridir: Bu işler kendi özlerini belli ederler; beni ise ancak şöyle böyle, belli belirsiz, parça parça gösterebilirler.
11-) Aristoteles'e göre, hiçbir iyilik sahtelikle bir arada gitmez; doğru
hiçbir zaman yanlışa yer vermez.
12-) Oysaki aşırı benciller kendilerini pek üstünkörü bilenler, kendilerinden önce işlerine bakanlardır.
13-) Başka yerde yazsam daha iyi yazardım, ama yazdığım şey daha az benim olurdu.
14-) ama ben dikkatsizlikten gelen hatalarımı düzeltsem bile, bende adet haline gelmiş olanları düzeltemem.
15-) Platon der ki, çocuklara babalarının yeteneklerine göre değil, kendi yeteneklerine göre meslek bulmak gerekir.
16-) Yasalar doğru oldukları için değil yasa oldukları için yürürlükte
kalırlar.
17-) Yasalardan daha çok, daha ağır, daha geniş haksızlıklara yol açan ne
vardır?
18-) Bir filozofu çiftleşirken yakalayıp, ne yapıyorsun diye sormuşlar: Bir
insan ekiyorum diye cevap vermiş serinkanlılıkla ve hiç utanmadan.
Sarmısak ekerken görülmekle bu işi yaparken görülmek arasında
ayrım yokmuş onun için.
19-) Epiharmus (Pythagoras okulundan bir filozof.) der ki, insan düşünce ile görür ve duyar; her şeyden yararlanan her şeyi düzene sokan, başa geçip
yöneten düşüncedir; geri kalan her şey kör, sağır ve cansızdır.
20-) Ezber bilmek, bilmek değildir; belleğimize emanet edilen
her şeyi saklamaktır.
21-) Ancak küçük ruhlar işlerin ağırlığı altında ezilir; onlardan
sıyrılmayı, bir yerde durup yeniden başlamayı bilmezler.
22-) Bilge der ki, göklerin altındaki her şey, aynı yasanın ve aynı yazgının buyruğundadır.
23-) Bazı ayrılıklar, düzeyler ve dereceler vardır; ama her şeyde aynı
doğanın yüzü görülür.
24-) Korunmak saldırana hem istek veriyor, hem de hak kazandırıyor: Her korunma savaşçı bir kılığa girer ister istemez.
25-) aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir, gibi geliyor bana.
26-) Sokrates'e göre aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur
27-) İnsanın doğuşunu görmekten herkes kaçar, ama ölümünü görmeye hep koşa
koşa gideriz.
28-) Aristoteles ülkesinin bir deyimine göre birini iyileştirmenin öldürmek anlamına geldiğini söyler.
29-) Biz insanlar kendimizi kötülemeye gösterdiğimiz zekayı hiçbir yerde gösteremeyiz. Kafamızın, o her şeyi bozabilen tehlikeli aletin peşine düştüğü, öldürmeye kastettiği av kendi kendimizdir.
30-) Dost ve dostluk dediğimiz, çokluk ruhlarımızın beraber olmasını
sağlayan bir raslantı ya da zorunlulukla edindiğimiz ilintiler,
yakınlıklardır.
31-) niçin sevdiğimi bana söyletmek isterlerse bunu ancak şöyle anlatabilirim sanıyorum: Çünkü o, o idi; ben de bendim.
32-) Chilon (Eski Yunanistan'ın ünlü bilgelerinden biri.) dermiş ki: «Onu (dostunuzu), bir gün kendisinden nefret edecekmiş gibi sevin; ondan, bir gün kendisini sevecekmiş gibi nefret edin.»
33-) Biz her şeyde birbirimizin yarısı idik; şimdi ben onun payını çalar gibi oluyorum
34-) Onunla her şeyi paylaşmak zevkinden yoksun kalınca,Hiçbir zevki tatmamaya karar verdim. (Terentius)
35-) Her işte onun yarısı, ikinci yarısı olmaya o kadar alışmıştım ki şimdi
artık yarım bir varlık gibiyim.
36-) Gerçek dostluğun ne olduğunu bilirim; bildiğim için de dostumu
kendime çekmekten çok, kendimi ona veririm.
37-) Eğitimin insanı bozmaması yetmez, daha iyiden yana değiştirmesi
gerekir.
38-) Dertlerimizi avutan akıl ve hikmettir,O engin denizlerin ötesindeki yerler değil (Horatlus)
39-) Ülke değiştirmekle kıskançlık, cimrilik, kararsızlık, korku, tutku bizi bırakmaz.
40-) Öldürücü yara bağrımızda kalır.
41-) Sokrates'e birisi için, seyahat onu hiç değiştirmedi, demişler. O da:
Çok doğal, çünkü kendisini de beraber götürmüştür, demiş.
42-) Niçin başka güneş başka toprak ararsın? Yurdundan kaçmakla kendinden kaçar mısın? (Horatlus)
43-) İnsan önce içindeki sıkıntıyı dağıtmazsa yer değiştirmek daha fazla
bunaltır onu: Nasıl ki yerine oturmuş yükler daha az engel olur
geminin gidişine.
44-) İçimizdeki kalabalık hallerimizden kurtulmamız, kendimizi
kendimizden koparmamız gerek
45-) Kırdım diyorsun zincirlerini;Evet, köpek de çeker koparır zincirini, Kaçar o da, ama halkaları boynunda taşıyarak (Persius)
46-) Zincirlerimizi götürürüz kendimizle birlikte; tam bir özgürlük
değildir kavuştuğumuz; döner döner bakarız bırakıp gittiğimize;
onunla dolu kalır düşlerimiz.
47-) Kötülüğümüz içimizde bizim; içimizse kurtulamıyor kendi
kendisinden.
48-) Ruhun derdi içinde ve kaçamaz kendi kendinden. (Horatius)
49-) Issız yerlerde kendin için bir evren ol -* -* -* (Tibulhıs)
50-) Yapmaya alıştırıldığımız işlerden binde biri bile kendimizle
doğrudan doğruya ilgili değil
51-) Kavuşabildiğimiz zevk ve nimetlerin hepsi mutlaka dertlerle,
üzüntülerle karışıktır
52-) Derin bir sevinçte, eğlentiden çok ciddilik vardır.
53-) Mutluluk bile haddini aşarsa azap olur. ( SENEKA )
54-) Sokrates der ki: «Tanrılardan biri hazla elemi birleştirip karıştırmak istemiş, bunu başaramayınca, bari şunları kuyruklarından birbirine bağlayalım, demiştir.»
55-) Ağlamak da bir zevktir. (Ovidius)
56-) Doğada şöyle bir karışma da görülür: Ressamlardan öğreniyoruz ki
ağlarken ve gülerken yüzümüzde beliren çizgiler ve hareketler
aynıymış. Gerçekten, resim henüz bitmeden bakacak olursanız çehre
ağlayacak mı, gülecek mi bilemezsiniz. Daha garibi var: Gülme son
sınırına varınca gözyaşlarıyla karışır.
57-) Adaletin yasalarında bile mutlaka adaletsiz bir taraf vardır. Platon
diyor ki, yasaların bütün ezici ve üzücü taraflarını anlatmaya kalkanlar
yedi başlı ejderhanın başlarını kesmeye yelteniyorlar. Tacitus şöyle
der: Örnek olsun diye verilen her cezada kamunun yararına ve bireyin
zararına bir adaletsizlik vardır.
58-) Bilim iyi olmasına iyi bir ilaçtır ama hiçbir ilaç saklandığı kabın
pisliğiyle değişip bozulmayacak kadar zorlu değildir.
59-) Başarısızlıktan zarar görmeyen bir değer, hiçbir şeyin lekeleyemediği
bir onurla parlar; böyle bir değer halkın keyfiyle ne yükselir ne de
alçalır.
60-) Çıkar için değil, yiğitlik şanı için. (Cicero)
61-) Ayrı ayrı bakınca değer vermediğimiz kimselere, bir araya geldikleri
zaman değer vermekten daha büyük budalalık olur mu? (Cicero)
62-) Her zaman aklımızın ardısıra gidelim, halkın takdiri de canı isterse
ardımızdan gelsin. Bu takdir zaten talihe bağlı olduğu için onu kendi
yolumuzda giderken de bulabiliriz. Doğru yolu yalnız doğru olduğu
için tutmak istemesek bile, bu yolun eninde sonunda halk için de en
yararlı yol olduğunu göreceğiz ve yine ona döneceğiz
63-) Yunanlı bir balıkçı, bir kasırga sırasında Neptunus'a şöyle söylemiş:
«Ey tanrı, beni ister kurtar, ister batır, ben dümenimi kırmadan
dosdoğru gideceğim.»
64-) En az bildiğimiz şeyler tanrılaşmaya en elverişli olanlardır.
65-) Mademki insanlar ille de tanrılarla akraba olmak istiyorlar, bari,
Cicero'nun dediği gibi, kendi kusur ve sefaletlerini göklere
çıkaracaklarına, tanrıların değerlerini yere indirip kendilerine mal
etselerdi.
66-) Bize öteki dünyada vereceğin zevkler burada duyduğumuz zevklerse, bunların sonsuzluğa benzer hiçbir yanları yok.
67-) Bir şey ki benimdir, bendedir, onda tanrısal bir taraf yoktur. Dünyadaki durumumuza, hayatımıza bağlı şeylerin ötede bulunmaması gerekir. Ölümlü varlıklara özgü bütün zevkler ölümlüdür.
68-) Biz o yüksek ve tanrısal değerleri ne biçimde hayal edersek edelim, layık oldukları biçimde hayal edemeyiz: Onları gereğince düşünebilmek
için, düşünülmez, anlatılmaz, anlaşılmaz ve bizim bayağı hayatımızın
nimetlerine hiç benzemez kabul etmek gerekir. Aziz Paulus der ki:
«Allahın kullarına hazırladığı mutluluğu ne insan gözü görebilir, ne de
insan yüreği duyabilir.» Eğer bu mutluluğu duyabilmemiz için
(Platon, senin söylediğin gibi) bizi arıtmalardan geçirip yeni bir
biçime sokacaklarsa, bu değişiklik o kadar büyük, o kadar kökten
olacaktır ki, artık ortada bizden eser kalmayacaktır.
69-) Ahirette, vadedilen ödülleri alacak olan, bizden başka türlü bir varlık olacaktır.
70-) Göz, kökleri kopup bedenden ayrılınca, kendi başına kalınca artık
hiçbir şey göremez. (Lucretius)
71-) Hayatın sona erdiği yerde her şey amaçsız olarak ve duygulara
dokunmadan yaşar. (Lucretius)
72-) Ruhlar da böyledir; onları bir düşünceyle uğraştırıp dizginlerini tutmazsanız, uçsuz bucaksız bir hayal dünyasında, başıboş, öteye beriye dolaşıp dururlar. Böyle bir aylaklık içinde ruhların kurmadığı hayal, düşmediği kuruntu, yaratmadığı gariplik kalmaz.
73-) Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde
olmak hiçbir yerde olmamaktır.
74-) Her yerde olan hiçbir yerde değildir. (Martialis)
75-) Yaşıyor ama, bilmiyor yaşadığını. (Ovidius)
76-) Uyurken elimizin, ayağımızın duyduğu acılar bizim değildir.
77-) Tanrılaşmaya en elverişli olan en az bildiğimiz şeylerdir
78-) Her şeyin bir adı bir de kendisi vardır. Ad, nesneyi gösteren, arılatan bir sestir ad, nesnenin, özün bir parçası değildir; nesneye eklenen yabancı, nesne dışı bir takıntıdır.
79-) Solon bir gün demiş ki : «Talih ne kadar güleryüz gösterirse göstersin, ömürlerinin son günü geçmeden insanlar mutlu saymamalı kendilerini; çünkü insan hayatı kararsız, değişkendir; ufacık bir eylem yüzünden bir durumdan bambaşka bir duruma geçiverir.»
80-) Hesiodos, ceza suçun ardından hemen gelir; sözünü düzeltir: Ceza ile
suçun aynı anda, birlikte doğduklarını söyler. Cezasını bekleyenler
onu çekiyor demektir cezayı hak etmiş olan onu bekliyordur. Kötülük
kendisine işkenceler uydurur: Kötülüğün beterini kötülük eden görür.
81-) Kötüler hiçbir yerde saklanamaz, der Epikuros; çünkü ne kadar saklansalar vicdan kendi kendilerini buldurur onlara.
82-) İlk ceza odur ki, hiçbir suçlu Kendi yargıçlığından kurtulamaz. (Juvenalis)
83-) Öldüresiye işkence etmekle ölüm cezasını önceden vermiş ve
uygulamış olmuyor musunuz?
84-) Bütün umudum kendimde. (Terentius)
85-) Kendimiz ki en iyi, en emin sığınağımız odur; -kendimiz bile güvenilir değiliz yeterince. Kendimi hem yürekçe -asıl iş yürekli olmakta çünkü-, hem varlıkça öyle hazırlıyorum ki, başka her şeyimi yitirdiğim zaman kendimle
yetinmesini bileyim.
86-) Vermede nasıl bir üstün olma niteliği varsa, almada da bir boyun
eğme niteliği vardır.
87-) Bedenlerimizin hastalıkları, nitelikleri, devletlerde,
hükümetlerde de görülüyor. Krallıklar, cumhuriyetler bizim gibi
doğuyor, gelişip parlıyor ve yaşlanıp ölüyorlar.
88-) Kötülük etmeyi istememek başka, bilmemek başkadır. (Seneka)
89-) Gerçekten bizim olan hiçbir şey kalmamıştır; bizim dediğimiz,
yapma bir şeydir. ( Cicero )
90-) İnsanlar her şeyi başka başka gözler, başka başka düşüncelerle
görürler: Düşünce ayrılıklarının asıl nedeni budur. Aynı şeyin bir ulus
bir yüzüne, bir ulus başka bir yüzüne bakar ve o yüzünde durur.
91-) Diogenes lahanalarını yıkarken, yanından geçen Aristippos'a: «Lahana ile yaşamasını bilseydin, bir zalime dalkavukluk etmezdin» demiş, o da ona: «İnsanlar arasında yaşamayı bilseydin, böyle lahana yıkamazdın, diye cevap vermiş.
92-) Solon'a oğlunun ölümünde, güçsüz ve yararsız gözyaşları dökmenin
doğru olmadığını söylemişler; Güçsüz ve yararsız oldukları için
dökülmeleri daha iyi ya! demiş.
93-) Sokrates'in karısı: Ah! bu insafsız yargıçlar! seni haksız yere öldürüyorlar diye ağlayıp sızlanırken, Sokrates: Ya haklı olarak öldürseler daha mı iyi olurdu? Demiş.
94-) İnsan her yerde hep o insandır; ve bir insanın özünde soyluluk olmadı mı, dünyanın tacını giyse yine çıplak kalır.
95-) Talih insana bütün nimetlerini verse, onları tadabilecek bir ruh
gerekir. Bizi mutlu eden, bir şeyin sahibi olmak değil, tadına
varmaktır.
96-) Platon da der ki: Sağlık, güzellik, güç, zenginlik ve bütün bu iyi dediğimiz şeyler insanın doğrusuna ne kadar yaraşırsa, eğrisine de o kadar yaraşmaz; kötü dediğimiz şeyler de tersine.
97-) Keyhusrev'in dediği gibi, insanın komuta etmeye hakkı olması için komuta ettiklerinden daha değerli olması gerekir.
98-) Sokrates'e: Otuz Zalimler seni ölüme mahkum ettiler, dedikleri
zaman: Doğa da onları! demiş.
99-) Nasıl doğuşumuz bizim için her şeyin doğuşu olduysa, ölümümüz de
her şeyin ölümü olacak.
100-) Ölüm başka bir hayatın kaynağıdır. Bu hayata gelirken de ağladık, eziyet çektik; bu hayata da eski şeklimizden soyunarak girdik.
101-) Hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten
ne korkuyorsunuz? Daha yaşayıp da ne yapacaksınız?
102-) Doğumla ölüm başlar son günümüz ilkinin sonucudur. (Manllius)
103-) Yaşadığımız her an,